Malatya’da depremde yıkılan binaya ilişkin 10 sanık hakkında iddianame hazırlandı

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerde, Malatya’da çocuklarının kıyafetini ve telefonunu almak için evine giren bir kişinin hayatını kaybettiği Seyri İstanbul Sitesi A Blok’unun yıkılmasına ilişkin 10 sanık hakkında dava açıldı.

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca Yeşilyurt ilçesinde yıkılan binanın müteahhidi, yapı denetim görevlileri, jeoloji ve inşaat mühendislerinin de aralarında bulunduğu 10 sanık hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Savcılıkça hazırlanan iddianame, Malatya Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, tutuksuz yargılanan sanıklar hakkında “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıl 8 aydan 9 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Apartmanın enkazında yapılan bilirkişi incelemesine ait raporlar, karot ve demir numune analizleri ve tutanaklarının yer aldığı iddianamede, 6 Şubat’taki ikinci depremde Seyri İstanbul Sitesi A Blok’unun yıkıldığı ve Mesut Kılınçer’in enkaz altında kalarak hayatını kaybettiği anımsatıldı.

Depremin ardından ölüm ve yaralanmaların meydana geldiği binaların durumlarının tespiti için Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen bilirkişi heyetince inceleme yapıldığı, binanın kolon ve kirişlerinden karot ile demir örneklerinin alınarak muhafaza edildiği aktarılan iddianamede, jeoloji, jeofizik ve harita mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetince hazırlanan raporların Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde görevli inşaat yüksek mühendisleri ve yüksek mimarlardan oluşan heyete tevdi edildiği belirtildi.

İnşaat yapımı ve imalat kusurları

İddianamedeki bilirkişi raporunda binaya ait zemin etüt raporunun formata uygun düzenlenmediği, yüksek katlı binanın sağlam zemine oturtulmadığı bildirilerek, “Binanın yıkılmasının deprem tetikli, inşaat yapımı ve imalat kusurlarından kaynaklandığı, zemin türünün iyi yorumlanmaması, bina yapımı, tasarımı, uygulama (kullanılan malzeme ve işçilik) ve denetim eksikliği sonucu ortaya çıktığı kanaatine varılmıştır.” ifadesine yer verildi.

İddianamede, şunlar kaydedildi:

“Yapılan jeolojik, mimari ve yapı mühendisliği incelemeleri sonucu söz konusu taşınmaza ait zemin tasarımının hatalı yapıldığı ve buna bağlı olarak statik projenin de yetersiz hazırlandığı ayrıca taşıyıcı sistemlerin de gerekli olan pas paylarının yeterince bırakılmaması, etriye aralıklarının yetersiz bırakılması, beton sınıfının yetersizliği ve bazı kullanılan donatıların kriterleri sağlamadığı düşünüldüğünden yapının yeterli denetim almadığı anlaşılmıştır. Yapının yıkılmasından yapı denetim firması yetkilileri ve yapı denetim bünyesinde çalışan kontrolcü ve proje yöneticisi, inşaat mühendisleri, şantiye şefi ve yapı müteahhidinin sorumlu olacağı ancak yapının kaba inşaatının tamamlanmasından sonra görevi devralan kontrolcü ve proje denetleyicisi inşaat mühendislerinin ve şantiye şefinin yapının yıkılmasında herhangi bir sorumluluğu olmayacağı kanaatine varılmıştır. Zemin etüt raporunu hatalı hazırlayan firmanın da yapının yıkılmasında sorumlu olduğu, statik projeyi hazırlayan inşaat mühendisinin yetersiz hazırlamasından dolayı ve ayrıca yapı ruhsatlarını çıkartan ilgili belediyenin de sorumlu olduğu kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.”

Sanıkların “taksirle öldürme” suçunu işlediklerine işaret edilen iddianamede, şöyle denildi:

“Şüphelilerin üzerine atılı eylem yönünden ülkemizin aktif deprem kuşağında yer alması, bunun sonucu olarak kısa aralıklarla ölümlere sebebiyet veren yıkıcı ve büyük depremlerin yaşanması Malatya’nın Doğu Anadolu Fay Zonu ve Malatya fayına yakın konumda olan depremselliği yüksek bir bölgesi olması, ilin büyük bir kısmının birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde yer alması hususları göz önüne alındığında şüphelilerin ayrıntıları bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kanuna, yönetmeliğe ve yapı tekniğine aykırı şekilde gerçekleştirdikleri eylemlerinin sonuçlarını öngördükleri, şüphelilerin istemedikleri fakat öngördükleri bu sonucun gerçekleşmesi sebebiyle kusurlarının bilinçli taksir seviyesinde olduğu kabul gerektirmiştir.”

Eşya almak için girdiği evinin enkazında kaldı

İddianamede müşteki olarak ifadesi yer alan Mesut Kılınçer’in eşi Beyhan Kılınçer, ilk depremde eşi ve çocuklarıyla binadan çıktıklarını ve evlerinin yanında bulunan belediyeye ait toplanma merkezine gittiklerini belirtti.

Kılınçer, aynı binada ikamet edenlerin evlerine girerek kıyafet türü eşyalarını aldıklarını görmeleri üzerine eşinin de çocuklarının kıyafetlerini ve bankacılıkta kullandığı telefonunu almak üzere evlerine gittiğini aktararak, “Bu sırada eşimle telefonda konuşuyorduk, eşim daireye girerek eşyaları almaya başladığı sırada 2. deprem meydana geldi ve bina saniyeler içerisinde yıkıldı. Hemen enkaz başına giderek kurtarma çalışmalarına başladık ancak eşimin cansız bedenine 5 gün sonra ulaştık.” ifadelerini kullandı.

Sanıklar, hayatını kaybeden kişiyi de sorumlu gördüler

Sanıklar ifadelerinde üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmezken, sanıklardan H.T ve A.B.G. binanın ikinci depremde yıkıldığını hayatını kaybeden kişinin ikinci depremden önce evine girdiği için enkaz altında kaldığını bu nedenle o kişinin de sorumlu olduğunu iddia etti.

Sanık M.P. ise 25-26 yıldır müteahhitlik yaptığını, projede belirtilen hususlara yüzde 10 riayet ederek uyulduğunu, çalıştığı mühendislerce hazırlanan tüm projelerin Yeşilyurt Belediyesi İmar İşleri Müdürlüğü’nde yetkililerce onaylandığını, yaptığı sitede sadece A blokun yıkılmasında kusurunun bulunduğunu düşünmediğini, yapının şiddetli depremden yıkıldığını anlatarak, üzerine atılı suçlamayı kabul etmedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x